Fosil Kayıtları ve Yaratılış
Etrafımızı Kuşatan Yaratılış Delilleri Tek Bir Gerçeği Gösterir
İnsan, günün her anında farkında olarak ya da olmayarak sayısız yaratılış olayıyla muhataptır. Hayatını güven içinde sürdürebilmesi, bu yaratılış olaylarının kesintisiz ve kusursuz şekilde devam etmesine bağlıdır. Çünkü bu düzenin herhangi bir noktasındaki en küçük bir aksama bile, hayatın normal akışını bozabilecek sonuçlar doğurabilir. Oysa dünya, kendi ekseni etrafında ve güneşin etrafındaki yörüngesinde kusursuz bir düzen içinde hareket etmektedir. Yağmur belirli ölçülerle yağar, tohumlar sessizce filizlenir, durmaksızın canlılar dünyaya gelir ve insan bedenindeki trilyonlarca hücre her an düzen içinde görev yapar. Gökyüzündeki yıldızlardan insan bedenindeki en küçük ayrıntıya kadar evrenin her noktasında olağanüstü bir düzen, denge, ölçü ve uyum hakimdir.
İnsan biraz durup düşündüğünde, bu kadar hassas bir düzenin tesadüfen meydana gelemeyeceğini kolaylıkla kavrayabilir. Çünkü tesadüf, düzen meydana getiren bir mekanizma değildir. Birbiriyle bağlantılı sayısız sistemin aynı anda kusursuz şekilde işlemesi, üstün bir ilmi, sonsuz bir kudreti ve eşsiz bir yaratma sanatını göstermektedir. İşte bu gerçek, evrendeki bütün düzenin, üstün ilim ve güç sahibi tek bir Yaratıcı'nın eseri olduğunu açıkça ortaya koyar.
Ne var ki insanların bir kısmı etraflarını kuşatan yaratılış delillerini görmelerine rağmen, onların işaret ettiği hakikati kavrayamamaktadır. Nitekim bakmak ile görmek aynı şey değildir. Gökyüzüne bakan iki insandan biri yalnızca bulutları görürken, diğeri onları yaratan ve gökte tutan Allah'ın sonsuz kudretini idrak eder. Aynı çiçeğe bakan iki insandan biri sadece güzel bir görüntüyle karşılaştığını düşünürken, diğeri yapraklarındaki, renklerindeki ve kokusundaki eşsiz yaratılışı ve bunları yaratan Allah'ın sanatını görür. Mesele yalnızca bakmak değil, görülen şeyin gösterdiği hakikati kavrayabilmektir. Bunun için de önyargılardan uzak bir akla, samimi bir vicdana ve tefekküre açık bir zihne ihtiyaç vardır.
Yaratılışın delilleri gökyüzünün ihtişamında veya insan bedeninin yapısında olduğu gibi, en küçük varlıklarda ve en ince ayrıntılarda da açıkça görülmektedir. Bir kar tanesinin simetrisinde, bir yaprağın damarlarında, bir kuşun kanadında, bir arının yaptığı petekte ve toprağın altından çıkan küçücük bir filizde de benzersiz bir yaratma sanatı görülmektedir. Allah'ın sonsuz ilmi, en büyük galakside de en küçük detayda da aynı mükemmellikle tecelli etmektedir. Bu sebeple yaratılış üzerinde samimiyetle düşünen insan için her varlık büyük bir iman delilidir.
Kuran'da insanlar pek çok ayette göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünmeye davet edilmektedir. Nitekim tefekkür, insanı Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü kavramaya götüren önemli ibadetlerden biridir. Allah, Kuran ayetlerinde şöyle buyurmaktadır:
Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler... (Al-i İmran Suresi, 191)
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah'ın varlığını ve birliğini isbatlayan) birçok deliller vardır. (Bakara Suresi, 164)
Ayetlerde müminlerin sürekli düşünen, araştıran ve gördükleri her olaydan Allah'ın varlığını ve kudretini kavramaya çalışan insanlar olduklarına dikkat çekilmektedir. Samimi bir gözle etraflarına bakan müminler bir yaprağın damarlarını incelediklerinde, yıldızlarla dolu gökyüzünü seyrettiklerinde veya kendi bedenlerindeki kusursuz sistemi düşündüklerinde hep aynı gerçeğe ulaşırlar: Bütün bunları yaratan, sonsuz ilim sahibi olan Yüce Rabbimiz Allah'tır.
Kuran'da göklerin ve yerin yaratılışından, gece ile gündüzden, yağmurdan, bitkilerden, hayvanlardan ve insandan defalarca söz edilir. Allah, insanın aklını kullanmasını, delilleri değerlendirmesini ve hakikate bilinçli olarak ulaşmasını istemektedir. Ayetlerde "Hiç düşünmez misiniz?", "Hiç akletmez misiniz?", "Hiç ibret almaz mısınız?" çağrılarının sıklıkla tekrarlanmasının sebebi de budur. Allah, insanın dikkatini sürekli olarak gözünün önündeki delillere çekmektedir. İnsan, aklı, vicdanı ve dikkati açık bir şekilde bu yaratılış delilleri üzerinde düşünmeli, onlarda Allah'ın varlığının izlerini görmeli ve şükretmelidir. Aksi takdirde ülfete kapılarak, alışkanlık sebebiyle bunları sıradan görmeye başlayabilir. Kuran, bu alışkanlığı kırmakta ve insanı tekrar tekrar tefekküre davet etmektedir.
Samimi bir insan için yaratılış delilleri, Allah'ın varlığını, birliğini ve sonsuz kudretini anlamak için büyük bir imkandır. Tefekkür eden insanın bakışı zamanla değişmeye başlar. Artık gördüğü her varlık, Allah'ı hatırlatan bir ayet haline gelir. Bir çiçeğin simetrisinde Allah'ın sanatını, gökyüzünün sonsuzluğunda O'nun büyüklüğünü, kendi kalbinin hiç durmadan atmasında ise O'nun kesintisiz yaratmasını görür. Böylece tefekkür, yalnızca bilgi edinmenin bir yolu olmaktan çıkar, insanı Rabbine yaklaştıran sürekli bir ibadete dönüşür.
Tefekkür eden insan için hiçbir varlık sıradan değildir. Gördüğü her çiçek, her ağaç, her yıldız, her yağmur damlası ve kendi bedenindeki her ayrıntı, Allah'ın sonsuz ilmini ve kudretini gösteren bir delildir. Böyle bir bakış açısı, insanın imanını sürekli canlı tutar, Allah'a olan sevgisini, saygısını ve teslimiyetini artırır. Allah'ın ayetleri, onları görmek isteyenler için apaçıktır ve insanın çevresini baştan sona kuşatmıştır. İhtiyaç duyulan şey yeni deliller değil, mevcut delilleri görebilecek samimi bir kalp ve gerçeği arayan bir vicdandır.